“`html
MIT’ye Göre Yapay Zeka Kullanımının Beyin Üzerindeki Etkileri
Geçtiğimiz yıl, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, Boston’daki üniversitelerden 50’den fazla öğrencinin farklı gruplar halinde bir araya gelerek “Başarılarımızın mutluluğuna katkıda bulunabilmesi için başkalarına fayda sağlaması gerekmez mi?” gibi derin sorulara yanıt aradıklarını ortaya koydu. Bu denemeler, SAT sınavına benzer bir formatta yapıldı. İlk gruptaki öğrenciler yalnızca kendi bilgi birikimlerini kullanırken, ikinci grup Google’dan bilgi arayışına girdi ve üçüncü grup ise, kullanıcı sorgularına yanıt verebilen yapay zeka aracı ChatGPT’yi kullandı.
Deney sırasında, tüm gruplardaki öğrencilerin beyin aktiviteleri ölçülmek için özel başlıklar takıldı. MIT Media Lab’dan araştırmacı Nataliya Kosmyna, araştırmanın en dikkat çekici sonucunun ChatGPT kullanan katılımcıların beyin aktivitelerinin diğer gruplara göre belirgin derecede daha düşük olduğunu belirtti. Yapay zeka aracını kullanan öğrencilerin, yaratıcılıkla bağlantılı alpha ve çalışma hafızasıyla ilişkili theta bağlantılarının daha zayıf olduğunu ortaya koydu. Ayrıca, katılımcıların çoğu, yazdıkları metinlerin kendilerine ait olmadığını ifade etti.
Kosmyna, “Sınava farklı zamanlarda girmiş olan bu çeşitli bireylerin sonuçları benzerliği ile dikkat çekti,” demekte. ChatGPT kullanıcıları, “Bizi en fazla ne mutlu eder?” sorusuna daha çok kariyer ve kişisel başarı odaklı yanıtlar verdi. Ahlaki sorumluluklarla ilgili bir soruda ise, bu grup destekleyici argümanlar geliştirirken diğer gruplar eleştirilerini dile getirdi. Kosmyna, büyük dil modellerinin genellikle benzer fikirleri yinelediğini ve daha çok “her şeyin bir ortalaması” etkisi yarattığını belirtti.
Yapay zeka, alışılmışın dışında düşünmeyi göz ardı etmemizi sağlayan bir araç olarak tanımlanıyor. Eski teknolojiler de yaratıcı destek sundu, ancak yapay zeka sayesinde düşüncelerimizi bu denli yoğun bir şekilde devretmemiz, yaratıcılığı sorgulamakta. Düğün konuşması hazırlama ya da ödev yazma gibi alanlarda bu araçları kullananların benzer bir deneyimden geçtiği gözlemleniyor.
OpenAI CEO’su Sam Altman, yapay zeka ile “uysal tekillik” aşamasına gelindiğini ifade etti. Altman, bu araçların insan düşüncesini nasıl dönüştürdüğünü ve sonuçların nasıl geliştirildiğini vurgulamakta. Ancak yapay zekanın yaygın kullanımının uzun vadeli etkileri henüz tam olarak bilinmiyor. Yapılan çalışmalar, bu araçların nitelik açısından kayda değer sonuçlar elde etmenin yanında farklı bir bedel ödeyebileceğimizi gösteriyor.
Cornell Üniversitesi’nden bir ekip, yapay zeka kullanımının monotonlaşmaya yol açabileceğine dair yeni bulgular yayımladı. Katılımcılara kültürel sorular yöneltildiğinde, bir grup ChatGPT destekli araçlarla yardım alırken, diğerleri kendi başlarına yazdı. Araştırma, yapay zeka kullanımının metinleri birbirine daha çok benzettiğini ortaya koydu.
Yazarlar, yapay zekanın önerilerini reddedebilirken, sürekli öneri akışı, bireylerin kendi sesini kaybetmesine yol açar. Cornell’de görev yapan ve araştırma ekibinde yer alan Aditya Vashistha, bu durumun, özgünlük kaybına neden olabileceğini açıkladı. Mor Naamani, yapay zekanın önerilerinin, bireylerin düşüncelerini değiştirmeye yönelik bir etki yarattığını belirtti.
Yapay zeka ile oluşturulan metinler genellikle standart ve sıradan olarak tanımlanıyor. Vauhini Vara, bu durumu kültürel hegemonyanın sürdürülmesiyle ilişkilendiriyor. OpenAI’nin modelleri, insanların çeşitli stillerinin yumuşatılmasına neden olurken, biz de bu yarattıkları içerikleri kabul etme eğilimindeyiz.
Sam Altman, “uysal tekillik” döneminin, daha fazla bireyin yaratıcı eserler üretmesini sağlayacağını belirtmişti. Ancak, özgünlüğü artırmanın beraberinde getirdiği zorluklar üzerine hâlâ tartışmalar sürmekte. 2024’te yapılan bir çalışma, yapay zeka araçlarının yaratıcı düşünme üzerindeki etkilerini incelemekte. Deneklerin bir grubu ChatGPT’den yardım alırken, diğer grup yaratıcı yönlendirmeler tercih etti. Üretimler, yapay zeka kullananların benzer fikirler ortaya koyduğunu gösterdi.
MIT, Cornell ve Santa Clara’daki bu araştırmalar, daha geniş veri setlerine ihtiyaç duyarak yapay zekanın gerçek etkilerini daha iyi anlayabilmemizi sağlayabilir. Günümüzde Meta gibi platformlarda, birçok kullanıcının ürettiği içeriklere ulaşmak mümkün; ancak bu içerikler, çoğu zaman pürüzsüz ve gerçeküstü deneyimlere yol açıyor.
Son günlerde, bir Meta sohbet botunun yapay zekanın insan zekasını geçip geçemeyeceğine dair olumlu yanıtlar vermesi dikkat çekti. Ancak, bu durum insan düşüncesinin çeşitliliğini daraltıyor gibidir. Meta’daki içeriğin, yapay zekanın yanlış yönlendirmeleriyle şekillenip şekillenmediği ise soru işareti olarak kalıyor.
*Bu yazı, Zeynep Saatli tarafından Kyle Chayka’nın The New Yorker’da yayımlanan makalesinden çevrilmiştir.
Desteğiniz bizim için önemli. Okurlarımızın desteği, Türkiye’deki ifade özgürlüğü mücadelesi ve bağımsız yayıncılık için büyük bir anlam taşıyor. Eğer imkânınız varsa, bize destek olmak için katkılarınızı bekliyoruz. Teşekkür ederiz, iyi ki varsınız.
“`